Ümmetin Cömert Sahabesi Osman Bin Affan

0

İki Nur Sahibi Osman (r.a)

Osman ibn Affan, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in halifelerinden üçüncüsüydü. Müminlerin lideri olarak biliniyordu ve yaklaşık 12 yıl hüküm sürdü. İlk altı yıl sükunet ve barış dönemleriydi ancak yönetiminin son yıllarına iç çekişmeler ve Hilafet boyunca kaos ekmeye çalışan isyancılar halifenin şehadetine sebep olacaklardı. Hazreti Osman, alçakgönüllülüğü ve utangaçlığı ile tanınan, cömertliği ile takdir edilen, dindar, nazik ve kibar bir adam olarak anılır. Allah’a itaati, Hz.Muhammed‘e ve Müslüman ümmete olan sevgisiyle, İslam devletini tarafsız adalet, yumuşak ve insancıl politikalarla yönetti. Ümmetin Cömert Sahabesi Osman Bin Affan

Hazreti Osman, Allah’ın rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun, Hz. Muhammed’den yedi yıl sonra doğdu ve Kureyş kabilesinin Emevi koluna mensuptu. Emeviler, Kureyş’in en etkili kabilesiydi, en güçlü ve en zenginleriydi. Hazreti Osman, görgü ve utangaçlığı nedeniyle en sevilen “altın çocuğu” idi. Ömar ibn El hattab gibi, Hazreti Osman da okuyup yazabiliyordu. İslam öncesi Arabistan’da bu, alışılmadık bir yetenekti ve Osman başarılı bir kumaş tüccarı oldu. Hayatı boyunca kibar ve cömert bir adam olarak tanındı ve İslam’a geçmeden önce ihtiyacı olanlara yardım etmek için cömertce yardım ederdi.

Osman’ı İslam’la tanıştıran ve otuz dört yaşında yeni dini kabul etmesine vesile olan yakın arkadaşı Hazreti Ebu Bekir‘di. Bu, İslam’ın en başında, Mekkelilerin İslam’a dönüşen tüm insanlara sistematik olarak taciz ve işkence yaptığı zamandı. Osman, tacizlere rağmen İslam’dan vazgeçmedi ve İslam’ın parlayan yüzü oldu.

İstismar ve işkence devam ettiği dönemlerdi, Osman’ın zengin ailesi, tanınmış zengin ve tüccar ailesi toplumdaki konumuna rağmen onu korumadı. Kendi ailesinin üyeleri tarafından bile tacize ve işkenceye maruz kaldı; amcası ellerini ve ayaklarını zincirledi ve onu karanlık, kapalı bir odaya kilitledi. Yakın ailesi tarafından devam eden kötü muamele, Osman ve karısının Habeşistan‘a yapılan ilk göçe katılmalarına neden oldu. Hz. Muhammed onun affedici karakterini övmüş ve “Osman, Lut’tan sonra eşiyle birlikte Allah yolunda evinin rahatından vazgeçen ilk adamdır.” Diyerek onu övmüştü. Bir süre sonra Osman ve Rukiye , dertli Müslümanlar, sevgili babaları aynı zamanda peygamberleri ile birlikte Mekke’ye döndüler.

Osman, Hz. Muhammed ile çok yakın bir ilişki kurdu ve İslam dini hakkında önemli bilgiler edindi. Peygamber’den doğrudan 146 hadis rivayet etmiştir ve Kur’an’ı yazabilen az sayıdaki kişiden biridir. Osman, İslam’ın ritüellerini öğrenmeye çalışanlar için de bir referans noktası olmuştur. Abdest, namaz ve diğer İslami yükümlülüklerin kurallarını çok güzel anladı ve başkalarına öğretebildi. Osman da Medine’ye hicrete katılmış ve burada Hz. Muhammed’in Müslüman devletini kurmasına yardım etmiştir. Hatta Hz. Muhammed ona yardımcı demiştir.

Medine’de su kıttı ve kuyuların kontrolü birkaç adamın elindeydi. Osman, yetenekli bir tüccar ve müzakereciydi Müslümanların kullanması için bir kuyu temin etmeye başladı. Yarım kuyu için bir fiyat pazarlığı yaptı; bir gün müslümanların, ertesi gün diğer kişiye ait oalcaktı. Ancak Osman, suyunu Müslümanlara karşılıksız verdiğinden, hiç kimse alternatif günlerde su için para ödemek istemedi. Kuyunun ilk sahibinin kuyunun yarısını Osman’a satmaktan başka çaresi yoktu, ama yine de bunun için adil bir bedel ödedi. Osman, herkesin suyu ücretsiz kullanmasına izin vermeye devam etti ve insanlara asla hayırseverliğini hatırlatmadı. Alçakgönüllü ve mütevazıydı. Ümmetin Cömert Sahabesi Osman Bin Affan

Osman, Allah’ı ve elçisi Muhammed’i memnun etmek için malından karşılıksız olarak verdi. Tarihi İslami kaynaklar, Osman’ın her Cuma köleleri azat etmek için satın aldığından ve zengin olmasına rağmen bu alışkanlığından dolayı çoğu zaman hizmetçisiz kaldığından bahseder. Peygamberimiz Hazreti Muhammed ve Müslüman orduları Tebük‘te Bizanslılarla savaşacakları zaman, en varlıklı insanları, askerleri desteklemek ve donatmak için mallarından vermeye çağırdı. Osman, 200 eyerli deve ve 200 altın Ayrıca 1000 dinar verdi. Hz. Muhammed, başkalarına Osman kadar özgürce vermeleri için ilham verme umuduyla bağış istemeye devam etti. Ancak hepsini geride bırakan ve toplam 900 donanımlı deve bağışlayan Osman oldu.

O Cömertlerin Padişahıydı

Osman’ın (r.a) en tanınmış özelliği cömert, mütevazı ve kibar bir adamın portresidir. Alçakgönüllülüğü ve dindarlığı ile tanınırdı. Osman genellikle geceleri dua ederek geçirirdi ve sık sık, bazen gün aşırı oruç tuttuğu bilinirdi. Zenginliğine rağmen, caminin kumunda, bir battaniyeye sarılmış, basit kişi gibi uyurdu. Osman, altı kişilik bir heyet tarafından hazreti Muhammed’den sonra Müslümanların üçüncü Halifesi olarak atandı. Hz. Muhammed’din sanacağını, Ebu Bekir ve Ömer’in insancıl ve adil yönetimini sürdürdü. Müslümanlarla ilgilendi ve Müslüman Halifeliğini Fas, Afganistan ve Azerbaycan’a kadar genişletti. Altı yıl boyunca saltanatı barış ve sükunetle geçti, ancak imparatorlukta değişim rüzgarları esiyordu.

Osman ibn Affan , selefleri gibi bir halk adamıydı. Alçakgönüllü, utangaç ve alçakgönüllüydü, ancak sonraki saltanatı yine de iç çatışmalar ve isyanla gölgelendi. Allah, Osman’ı üçüncü Halife olarak seçmişti, ancak fitne halkı onu bu asil mevkiden uzaklaştırmak için komplo kurdu. Hz. Muhammed, Osman’ın çok zor durumda kalacağını önceden haber vermiş ve şöyle buyurmuştur: “Belki Allah sana bir gömlek giydirir Osman, eğer insanlar onu çıkarmanı isterse onu çıkarma.” Osman gömleğini çıkarmadı, Allah’a ve elçisine olan sevgisi, onu yaşlılık ve aşırı zorluklar karşısında hem güçlü hem de alçakgönüllü tuttu.

Hazreti Osman'ın Halifeliği
Hazreti Osman’ın Halifeliği

 

Osman ibni Affan, Allah’ın rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun, Peygamberimiz tarafından o kadar sevilen bir adamdı ki, ona iki nur sahibi denildi Osman, Hz. Muhammed’in kızı Rukiye ile evliydi ve o öldüğünde, Hazreti Muhammed’in diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlendi , böylece iki nura sahip olmuştur. ”Zunnureyn”

Osman ibn Affan , dikkatli bir istişare ve müzakere sürecinin ardından Halife (Müslüman ulusun başı) olarak atandı. Ölüm döşeğinde, Ömer ibn El Hattab yeni bir lider seçmek için altı kişilik bir konsey atadı. Müslümanlar için karışıklık ve kaos zamanıydı, küçük anlaşmazlıklar engel oldu. Bazıları Ali bin Ebu Talib adını Peygamber Muhammed’in ailesinden olduğu için, bazıları da Mekke’nin büyük kabilelerinden birine mensup olduğu için Osman adını vermek istedi. 14. yüzyılın saygın İslam alimi olan İbn Kesir, konseyin lideri Abdurrahman ibn Avf’ın iki adamı sorguladığını ve ardından Osman’ı seçtiğini öne sürüyor. Ümmetin Cömert Sahabesi Osman Bin Affan

Abdurrahman, Ali’ye sordu: “Allah’ın şanlı kitabı (Kur’an) ve Resulünün sünneti (gelenekleri) ile hükmedeceğine yemin eder misin? Buna şu yanıtı verdi: “Bilgi ve yeteneğim dahilinde hareket etmeyi umuyorum”. Abdurrahman, aynı soruyu Osman’a sorduğunda, “Evet” cevabını verdi. Kararın yalnızca bu sorunun cevabıyla değil, bir düşünce ve müzakere sürecinin parçası olarak verildiğini ileri sürmek fazlasıyla basite indirgemek olur. Her iki adam da Müslüman ulusa liderlik etmek için son derece nitelikli olan birkaç kişiden biriydi. Osman, dindar, cömert ve alçakgönüllü olmasıyla tanınan bir adamdı, belki de basit cevabı kişiliğini yansıtıyordu. Az konuşan, ama yüreği Allah’a ve elçisine sevgiyle dolu olan utangaç bir adam.

Affan, seçildikten hemen sonra , Hz. Muhammed’in daha önce kullandığı minberden halka hitap etti. Müslümanlara bakıp Allah’ı övmüş, Peygamberimiz Muhammed’e salât ve selâm göndermiş ve insanlara bu dünyanın aldanışlarla dolu olduğunu hatırlatmıştır. İnsanlara lüks yaşamdan uzak durmalarını, ahirette mutluluk ve huzur dolu bir yer aramalarını tavsiye etti.

“Onlara dünya hayatını misal ver; o, gökten indirdiğimiz su (yağmur) gibidir ve yerin bitkisi ona karışır, tazelenir ve yeşerir. Ama (daha sonra) kurur, kırılır, rüzgarlar saçar. Ve Allah her şeye kadirdir. Mal ve evlat, dünya hayatının ziynetidir. Ama kalıcı olan salih ameller (beş farz namaz, Allah’a itaat, güzel ve güzel sözler, Allah’ı tesbih, hamd ve şükretmek vb.) Rabbiniz katında sevap olarak daha hayırlı ve ümid bakımından daha iyidir.” (Kur’an 18: 45 – 46)

Osman, Allah’ı çok seven ve ona tamamen güvenen dindar bir adamdı, bu yüzden bir lider olarak ilk işi, insanları Peygamber’in ve halifeler Ebu Bekir ve Ömer ibn El Hattab’ın yoluna göre hidayet edeceğini temin etmek oldu. Osman, Müslümanların lideri olduğunda 70 yaşındaydı ve Allah’a yakınlık aramak için uzun yıllar bu hayatın zevklerinden uzak durdu. Osman, yönetimine damgasını vuracak bir dindarlık ve Müslümanlara karşı ilgi uyandırdıktan sonra, Müslüman valileri ve orduları yönetmeye odaklandı.

Osman, valilere halka hizmet etme ve onları asla sömürmeme arzusunu dile getirdi. Peygamber’in önde gelen sahabelerini, memurların davranışlarını ve halkın durumunu incelemek için vilayetlere kişisel yardımcıları olarak gönderdi. Osman, ordulara Ömer ibn Al Hattab tarafından ortaya konan açık yönergeleri takip etmelerini hatırlattı ve onlardan müminleri savunduklarını asla unutmamalarını istedi. Osman’ın saltanatı sırasında İspanya, Fas ve Afganistan’ın bazı bölgeleri de dahil olmak üzere kapsamlı fetihler yapıldı. Osman aynı zamanda donanma kuran ilk halifedir . Müslüman Hilafeti’nin idari bölümlerini yeniden düzenledi , genişletti ve birçok kamu projesini başlattı. Belki de Osman’ın Müslümanlara en şaşırtıcı katkısı Kuran’ı derlemesiydi.

Hazreti Osman Dönemi
Hazreti Osman Dönemi

Kuranı Düzenledi

Hazreti Muhammed’in vefatından sonra ve halifeler döneminde Arap olmayan yüzbinlerce Müslüman Müslüman oldu. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim farklı lehçelerde ve kutsal kitaplarda okunmaya ve yazılmaya başlandı . Hz. Muhammed’in arkadaşlarından biri ve Osman’ın arkadaşı Hudhaifah , seyahat ederken, Müslüman imparatorluğunda Kuran’ın birçok farklı okunuşları olduğunu fark etti. Huzeyfe , Osman’a Medine’de kullanılan üslupla yazılmış resmi bir nüshanın olmasını önerdi.

Osman, Kuran’ı ezbere biliyordu ve her ayetle ilgili bağlam ve koşullar hakkında derin bilgiye sahipti. Kur’an-ı Kerim Ebu Bekir zamanında toplanmış ve Hz.Muhammed’in eşi Hafsa’nın gözetimindeydi. Osman orijinalleri ele geçirdi ve en güvenilir arkadaşlarından bazılarına dikkatli kopyalar yapmalarını emretti. Daha sonra diğer tüm resmi olmayan kopyaların yakılmasını veya başka bir şekilde imha edilmesini emretti. Beş resmi nüsha Müslüman Hilafeti’nin büyük şehirlerine gönderildi. Orijinal kopyaları Taşkent, Özbekistan ve İstanbul, Türkiye’deki Topkapı Sarayı’nda bugüne kadar mevcuttur .

Hüzünlü Bir Şehadet!

Hazreti Osman’ın halifeliğine son altı yılı isyan damgasını vurdu. Osman’ın saltanatı sırasında atanan valilerden bazıları otoriter ve bir dereceye kadar adaletsizdi. Bu şekilde fitne tohumları yayıldı ve birçok insan, Osman’ın uyardığı hayatın lükslerinin tadını çıkarmaya başladı. Komplolar ortaya çıktı ve Osman için dostu düşmandan ayırt etmek zor oldu. Ne kadar asi olursa olsun, bir Müslümanın kanını dökmeye gönülsüzdü. Osman, Hz. Muhammed’in sözlerini her zaman hatırladığı için nezaket ve cömertlikle ikna etmeyi tercih etti.

İsyancılar Osman’ı geri çekilmeye çağırdılar ve gerçekten de birçok sahabi ona bunu yapmasını tavsiye etti. Artık 80’lerinde yaşlı bir adam olan Osman, sevgili peygamberinin sözlerini kulaklarında çınlarken işitmiş ve görevinden istifa etmeyi reddetmiştir. “Belki Allah sana bir gömlek giydirir Osman, eğer insanlar onu çıkarmanı istiyorlarsa, onlar için çıkarma.” Osman ittifakına sadık kaldı, ancak uzun bir kuşatmadan sonra isyancılar evine girdi ve onu öldürdü. Hazreti Osman’ın kanı şu ayete sıçramıştı: Ümmetin Cömert Sahabesi Osman Bin Affan

”“Öyleyse onlara karşı Allah sana yeter.”

İslam’ın en dindar, nazik ve özverili adamlarından birinin trajik sonu böyleydi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.